Manchester Alayı ile ''Gelibolu cehennemi''nden sağ çıktı
Mehmet Bayer, 21 Nisan (Hibya) - İngiliz Albay Sir Henry Clayton Darlington, 111 yıl önceki Çanakkale Kara Savaşları'ndan sağ çıkan şanslı askerlerden biri oldu.
Mehmet Bayer, 21 Nisan (Hibya) - İngiliz Albay Sir Henry Clayton Darlington, 111 yıl önceki Çanakkale Kara Savaşları'ndan sağ çıkan şanslı askerlerden biri oldu.
Taburuyla Helles Burnu bölgesindeki savaşlara katılan Albay Darlington'a göre ''Türk düşmanları'', saygılı, onurlu ve adil şekilde ülkelerini savundu.
27 Haziran 1877'de Wigan Lancashire'de doğan Albay Sir Darlington'un torunu Hugh Darlington (75) büyükbabasının Gelibolu Yarımadası'ndaki amansız mücadeledeki anılarını paylaştı.
İngiltere'de, Lincoln yakınlarında yaşayan Hugh Darlington, inşaat mühendisliği eğitimi aldığını, aynı zamanda nitelikli mobilya ustası olduğunu, okuldayken tarih derslerini bir deniz tarihçisinden aldığını, o zamandan beri tarihe her zaman ilgisi bulunduğunu, 50 yaşından sonra da aile tarihini araştırmaya başladığını söyledi.

Büyükbaba Albay Sir Henry Clayton Darlington
Hugh Darlington, büyükbabası Albay Sir Henry Clayton Darlington'un babasının adının Henry, annesinin adının ise Edith Blanch olduğunu söyledi.
Büyükbabasının 1897 ve 1898 yıllarında hukuk öğrenimine 1 yıl ara verip, askeri tarih ve hukuk ile taktik konularında eğitim aldığını, 1900 yılındaki Güney Afrika Savaşı'nda hizmet için gönüllü olduğunu anlatan Darlington, burada kazandığı deneyimin, 1914-1918 savaşında kendisine büyük fayda sağladığını bildirdi.

Darlington, büyükbabasının Ağustos 1909'da Mabel Hirst ile evlendiğini, 4. çocuklarının doğumundan kısa süre sonra Mabel'in Eylül 1916'da hayatını kaybettiğini, Henry Clayton Darlington'un 1915 yılında Gelibolu Yarımadası'nda görev yaparken Mabel'e yazdığı mektupların ''Letters from Helles'' adıyla 1936'da yayımlandığını dile getirdi.

Sir Henry Clayton Darlington, İngiltere'den ayrılıyor
Hugh Darlington, büyükbabasının Ağustos 1914'ün sonunda gönüllü olarak yurt dışı hizmetine yazıldığını, 10 Eylül 1914'e gelindiğinde, komuta edeceği Wiganlı adamlarla İngiltere'den gemiyle ayrılıp, İskenderiye'ye doğru yola hareket ettiğini, 6 Mayıs 1915'te Gelibolu Yarımadası'na yapılan çıkarmadan önce Mısır'da adamlarını bir savaş gücü haline getirecek şekilde eğittiğini anlattı.

Büyükbabasının 1/5 Manchester Taburu komutanı olarak 4 Haziran'daki 3. Kirte Muharebesi ile 6-7 Ağustos'taki ''Papazın Bağı'' dolaylarında gerçekleşen Bağ Muharebeleri'nde görev yaptığını, 7 Temmuz 1915'te geçici olarak Tuğgeneral rütbesine terfi ettirilerek, 127. Tugay Komutanlığına getirildiği belirten Darlington, 30 Eylül 1915'te hastalık nedeniyle tahliye edilene kadar Gelibolu Yarımadası'nda 5. Tabur Manchester Alayı ile görev yaptığını söyledi.

Cepheden fotoğraflar
Albay Sir Henry Clayton Darlington'un yanında götürdüğü fotoğraf makinesiyle, cepheden kareler aldığını ifade eden Hugh Darlington, fotoğraf makinesindeki negatifleri yanında geri getirdiğini, çektiği fotoğrafların günümüze kadar korunduğunu, ancak geri getirdiği diğer bazı eşyaların zaman içinde kaybolduğunu bildirdi.

Torun Darlington, 1914 yılında dedesiyle İskenderiye'ye giden atının da 4 yıl süren savaştan sağ çıktığını belirterek, ''Büyükbabam, Eylül 1915'te Sir Ian Hamilton tarafından 'Mentioned in Despatches' ile onurlandırılmıştır. Bu takdirname Winston Churchill tarafından imzalanmıştır. Haziran 1916'da ise Gelibolu ve Mısır'daki hizmetleri nedeniyle 'St. Michael ve St. George nişanı yoldaşlığı (Companion)' ile ödüllendirilmiştir. Büyükbabamın madalyaları hala bendedir.'' dedi.

Hugh Darlington, 25 Aralık 1959'da Milford-on-Sea'deki evinde, 82 yaşında hayatını kaybeden Albay Sir Henry Clayton Darlington'un Türk askerinin düşmanına karşı saygılı, onurlu ve adil şekilde savaştığını söylediğini kaydetti.

Albay Darlington'un Gelibolu'daki gözlem ve anıları
Albay Sir Henry Clayton Darlington'un, Gelibolu Yarımadası'nda görev yaparken eşi Mabel'e yazdığı mektuplardan hazırlanan ve ''Letters from Helles'' adıyla yayımlanan kitaptaki bazı gözlem, anı, tespit ve değerlendirmeleri şu şekilde:
''Adamlar işe çok hevesli ve üstünlüğü epeyce ele geçirmiş durumdayız. Gerçi onların (Türklerin) keskin nişancıları da çok iyi atıcılar. Bu yerin en kötü yanı koku. Her yer ölü Türk ve Avustralyalılarla dolu. Birkaçını gömdük ve tehlikeli bir iş olmasına rağmen elimizden geleni yapıyoruz. Olanları yakında toprağa verebileceğiz.

Keskin nişancı az önce sığınağımın tepesini vurdu, korkunç bir şaplak sesi çıktı. Kitap okuyan Ernest Fletcher, 'vay canına' dedi.
Türkler bu sabah saat 03.00 civarında ateşe başladı, bizimkilerden bazıları da karşılık verdi.
Fransızlar şu anda epey yükleniyor. 'Türk kardeş' biraz mizah anlayışına sahip. Keskin nişancılarımız onu ıskaladığında, küreğini sallayarak 'ıskaladınız' işareti yapıyor. Dün onu güzelce oyuna getirdik. Bir kukla hazırlayıp, yukarı kaldırdık, ona birkaç el ateş etti, sonra şüphelenip durdu. Bunun üzerine bir askere kuklayı indirmesini, siperin üzerine bir tüfek uzatmasını ve ardından kuklayı bir keskin nişancıymış gibi tekrar kaldırmasını söyledim. Bu gerçekten Türk'ü cezbetti. Ateşini bitirince kuklayı iyice yukarı kaldırıp ona salladık.

Türkler de bizim keskin nişancıları kandırmak için kovalarını yukarı kaldırıyor, biri ateş ederse Türk ıskaladığını işaret ediyor.
'İhtiyar Türk' öylesine iyi bir savaşçı ki onunla baş edebilmek için hem kendi moralimizi, hem de subaylarımızın moralini yüksek tutmak zorundayız.
Türkler büyük bir top getirmiş. Dün onunla Frank James'in atını öldürdüler. Çamurdan, yıkanma ile üst değiştirme imkanı bulamamaktan dolayı perişan haldeyim, ama yine de tıraş oluyorum. Archie Brook sakalıyla adeta bir Türk'e benziyor.

İklim harika, sanırım yağmur mevsimi de sona erdi ve bizi çok iyi besliyorlar.
Ara sıra yumurta bulabiliyoruz. Bu sabah kahvaltıda pişmiş jambon ve yumurta, ekmek, reçel ve çay var. Öğle yemeğinde sıcak konserve yahni ve incir yiyeceğiz, muhtemelen akşam da aynısı ve biraz da peynir olacak.
Yemekleri siperlerde pişiriyoruz ve ben litrelerce sıcak çay içiyorum.
Fotoğraf makinemi yanımda getirdim ve fotoğraf çekiyorum, fakat bunları ne zaman ve nerede banyo ettirebileceğimi Tanrı bilir. Burada kasaba yok ve görebildiğim kadarıyla sivil halk da yok. Çiftliklerin hepsi harap durumda. Geçen gün bir horozun öttüğünü duydum, ama sanırım Türk siperlerinin gerisindeydi. Siperlerinde köpekleri olabilir, geçen sabah havladıklarını duyduk. Belki de bir tilki ya da benzeri bir şeydi. Aslında çok centilmen savaşçılar gibi görünüyorlar ve onlara büyük saygı duyuyorum.'



© Copyright 2026 adanahaberler.com.tr Tüm Hakları Saklıdır. Web sitemiz Hibya Haber Ajansı Abonesidir.